KÖY SÖZLÜĞÜ

Kategori : - Etiketler : - Tarih : 18 Ocak 2012

BEŞİKDÜZÜ SÖZLÜĞÜ ( Güncellenmeye devam edecektir…)

A

Aba: Abla
Abalak: Şişmanca
Aga: Abi
Aha: Orada
Ahur: Ahır
Akınduruk: Reçine
Ala: Karışık renkli
Alamuk: Yağmurun ara verip güneşin görünmesi
Allancak: Salıncak
Andır: Benden uzak olsun.
Anuk: Nane
Anca: Az önce
Angut: anlama zorluğu çeken
Aşana: Eski evlerde, evin içinde toprak bölüm
Akuru: Yatay olarak
Ayakyolu: Tuvalet
Ayam: Hava
Ayama: Lakap
Ayıgulağı: Bir bitki
Avruz: hayvanlardan alınan doğumdan sonra ilk süt
Annak: Açık alan
Amel: İshal

B

Bahçalama: Fındık bahçesi bakımını yapma
Bakraç: Su kovası
Bat: Dal veya tahtadan sınır
bayak: Az önce
bekitmek: Sertçe yumruk vurmak
beldemir: Ucu çatallı toprağı parça halinde ileri atmaya yarayan bahçe aleti
belemek: Bebeği beşiğe yerleştirmek
bezenne: Bezelye
Bıldır: Geçen yıl
Bıçkı: Testere
Bızdıklamak: Birden koşmaya başlamak
Bile: Beraber
Bileki: kesici aletleri keskinleştirmeye yarayan taş,
Bôsama: İneğin öküze gelmesi, azgınlaşması.
Boyuna: Sürekli
Bük: Kavisli yamaç veya viraj
Bürüncek: Başörtüsü
Böcük: Böcek
Böğün: Bugün
Buzağı: dana
Buyma: Üşüme
Büz: Künk

C

Cahal: Cahil, çocuklar için
Camadan: Bir tür yöresel heybe.
Camışığı: Gazyağı ile yanan bir aydınlatma eşyası.
Caplama: Kesilmiş uzunca dal
caydak: Çıplak olarak
Cazı: Cadı
Cehdetmek: Azmetmek
Celermek: Birden sinirlenmek
Cember: Baş örtüsü
Cıppan: Alkış
Cındar: Odundan çıkan küçük parça
Cıngar: Kavga
Cıldıramak: Gürültü, hafifçe.
Cımbış: Eğlence
Cızık: Çizgi

Ç

Çalpara: Büyük bakır tencere
Çarpı: Fasulye filizlerinin üzerine sardığı uzun çubuk
Çavun: Ayak izi
Çekişme: Söz dalaşı
Çencük: Tel ile yapılan kapı kilidi
Çentî: Çanta
Cicik: Meme
Çivit: Meyve çekirdeği
Çort: Diken ile örtülü alan
Çöğür: Mısırın kök ile
Çökelik: Suyu alınmış ayrandan tuzlanıp kurutularak yapılan bir yiyecek
Çöşme: Çeşme
Çöten: Mısır saklama ambarı
Çöllemek: Kökünün kesilmesi
Çıpır: Alacalı
Çimmek: Yıkanmak
Cufarlamak: Eski tabirle hasta olmak
Cücük: Soğanın iç kısmı
Cücük: Civciv

D

Dayança: Ucu v şeklinde destek amaçlı direk
damlalık
Darı: Mısır koçanı
Davun: Veba
Debertme: Karıştırma
Depmek: Bastırıp düzeltmek için üzerinde gezinmek
Depimek: Özündeki suyun dibe çökmesi
Denizlik: Pencere kenarı
Dêze: Teyze
Dırmaç: On santim kadar genişlikte yük taşıma ipi
Dıvdıv etmek: Gevezelik yapmak
Dirmit: Bir çeşit mantar
Divan: Karyola
Dobuç: Körelmiş
Dolama: Panmağın iltihaplanıp şişmesi
Donatmak: Düzenlemek
Donanma yapmak: Silah atışı ile karşılamak
Domurcalı: İri siyah yaban arısı
Düdek: Fasulye ya da bezelye tanesi
Düve: Yetişkin dana

E

Ecünnü: Cin
E’ğcek: Yünü ip haline getirmeye yarayan alet
Emice: Amca
Eringeç: Üşenmek
Ellik: Eldiven
Enük: Köpek yavrusu
Eşün: Bir alet
Evcimen: İşgüzar
Evlek: Bir çeşit mantar
Evza: Kiprit kutusu paketi

F

Feşel: Yaramazlık yapan
Ferik: Büyükçe civciv
Fide: Fidan
Fidil: Sebze fidanı
Fiğ: baklagil çeşidi
Fiske: Şamar
Folluk: Tavuk yatağı
Foltak: Bol
Foruk: Boş
Fesah: Gerçek
Fanila: İç gömleği
Fırılak: Tepesi delik fındığın çubuk takılarak çevrilmesi
Fırınkurusu: Kurumuş fasulye
Fistan: Bayan elbisesi
Fırıldak: dönen bir alet

G

Gancık: Dişi köpek,
Garaatiş: Eski evlerde şömine
Gartupu: Patates
Garavu: Meyve dallarını aşağı çekmek için kullanılan bir alet
Gasla: Yalan
Gaş: Yamaç
Galdirîk: Yemeği de yapılan bir bitki
Gavsunlama: Kandırmak
Gazel: Hayvanların altına serilen yaprak
Gece: Bitki
Geçek: geçilen yer
Gınnap: Pakatleme ipi
Gebiç: Değirmende
Gelder: Büyükbaş hayvanların su içme kabı
Gelberi: tahta tırmık
Gelek: Yaprak
Gevük:İçi boşalmış meyve
Guytak: Küçük çukur
Güney: Güneşli yamaç
Güdene: Mısırın iç kısmı
Gıcırîk: Tahteravelli benzeri, dönebilen eğlence aleti
Gıdık: Küçük fındık toplama sepeti
Gıymık: Odundan çıkan küçük parça
Gığ: Kız, hitap.
Girebi: Budama kabı
Girinti: Ucu orak şeklinde budama aracı
Gopça: Düğme
Gopmak: Koşmak
Got: Bir ölçü
Gomit: Bir balık
Go’şatmak: Aralık bırakmak
Goşama: Avuç
Gozak: Olmamış meyve
Göğ: Ham olmamış
Gugul: Örme fes
Guşlastiği: sapan
Gulk: Civcivli tavuk
Günnükçü: Yevmiyeci
Gübür: Süpürgeyle alınan toz
Güdene: Mısırın yenmeyen kısmı
Güllük: Eğrelti otu
Güvenek: Büyük sinek
Güvey: Damat

H

Ha’arda: Orada
Haspatlıcan: Domates
Havura: Orası
Habura: Burası
Haçan: Madem ki
Haççakgene: Doğru olarak
Haşarı: Yaramaz
Harar: Büyük sepet
Hark: ark
Havu: O

Hedik: Yürümek için karda giyilir
Heyva: Ayva
Hızan: Evlat, çocuklar.
Hopcuramak: Hoplayarak kalkmak
Hoşuran: bir bitki
Hö’şül: Islak ve karışık

I

Iba: Nemli
Irganma: Kıpırdama
Işkın: Ağaç kökünden çıkan filiz
Iymak: Düzenli şekilde sermek

İ

İlazım: Lazım
İlenme: Lanet okuma
ile’ekgün: Önceki gün
ileğen: Leğen
ilistir: Un için bakır elek
ilençber: Rençber
iskemi: Üzeri hasır, tahtadan küçük sandalye
isti: Sıcak

İşlik:Gömlek
işmar: Göz kırparak işaretleşme
İmık: Ilık

K

Kasavet: Gam, Keder
Keçemen: Kertenkele
Kelek: Olmamış kabak.
Kelem: Karalahananın sap kısmı
Kemçük: Yenilen elma-armutun kalan kısmı
Kemre: Hayvan gübresi
Kenef: Tuvalet
Kesitmek: Önünü kesmek
Keşik: Öncelik
Kirman: Yemek karıştırmak için kullanılan alet
Kozalak: Olgunlaşmamış fındık
Kösmek: Burun kiri
Köstere: Bıçak bilenen taş
Kuzine: Mutfakta kullanılah fırınlı soba
Kütmek: Ağaç kökü
Külek: Ağaç yoğurt kabı
Külür: Bezelye
Köz: Ateşin koru

M

Masusdan: Yalancıktan
Meci: İmece ile çalışan topluluk
Melevcen: Diken filizi
Melem: Merhem
Meşebe: Maşrapa
Mıras: Cam bilye
Mıymıntı: tembel
Mızmızlanmak: Nazlanmak
Mintan: Gömlek
Mudara: Zayıfça tutturulmuş
Murç: Beton parçalamaya yarayan demir

N

Nezük: Taze

O

Okarı: Yukarı
Öreke: Bir dokuma aleti
Oysunma: İmrenme
Otluk: Otyığın

Ö

Öylîn: Öğle gelince
Ösevü: Ucu kor odun parçası
Öyme: Övme

 

P

Pakla: Fasulye
Paşak: Fındığın toplanıp ardından kalanı
Peklik: Kabızlık
Pezük: Pazı
Pırtı: Çamaşır
Pillaböcük: Uğurböceği
Pisik: Kedi
Porsuma: Kabarmış olan
Pöşke: Soba
Puğul: Su da haşlahmış mısır
Pürçek: Mısırın saç benzer kısmı

S

Sacayak: Ateşin üzerine tencere altına..
Saç: Üzerinde yufka pişirilen bakır.
Sadır: Sidik
Sağan: Bakır tabak
Sallancak: Salıncak
Sarıncalı: Küçük sarı yabanarısı
Savuk: Boş
Sap: Mısırın gövde kısmı
Saplîk: Kepçe
Savruk: Savurgan
Sayfan: Küçük çadır
Seğirtmek: Sinsice koşmak
Sekmen: İskemle
Sele: İçine çamaşır konulan sepet
Selek: küçük sepet
Set: Tahtadan dar karyola
Sıçan: Büyük fare
Sıfat: Yüz, çehre
Sırgan: Isırgan
Sıytarmak: Sırıtmak
Sudökünmek: Tuvalete gitmek
Sulusepken: Karla karışık yağmur
Susak: Bal kabağı
Sülük: Salyangoz
Süzme: Suyu alınmış, ayran, yoğurt

Ş

Şarba: Eşarp
Şavadak: Birdenbire
Şavgun: Yağmur, rüzgar alan bölüm
Şırtla: Çörek

T

Tabmak: Birdenbire yerinden almak
Taflan: Karayemiş
Tam: Baraka
Tas: Bakır kase
Tene: Tane
Tente: Örtü
Terek: Mutfak dolabı
Tengildeme: Yerinden oynamak
Tevek: Sarmaşık filizi
Tevekel: Safça insan
Tokul: Elenmemiş
Tuval: tanesi
Tutak: Sıcak araçları tutmaya yarayan bez..
tütüncelik: Baca

U

Umsunmak: İmrenmek
Uşak: Çocuk, evlat
Üvez: Küçük sinek

Ü

Üzmek: Koparmak
Üşmek: Alttan toprağı birçeşit, oymak.

V

Veledizîn: Zina çocuğu

Y

Yaba: Destekleme için dal
Yal: Hayvan yemi,
Yallık: Hayvan yemi
Yaşmak: Baş örtüsü
Yarmalık: Değirmende öğütülmüş mısır
Yantili: Yan yürüyen
Yavan: Sade veya tuzsuz
Yevgi: Yeşil, hayvan yiyeceği
Yonga: Odun parçası
Yılmak: Tahtanın kuruyup şekil değiştirmesi
Yıprak: Yırtılmış
Yitme: Kaybolma
Yavuk: İçi boşalmış fındık
Yavuklu: Nişanlı
Yedilik: Düğünden yedi gün sonra gelin evine gidilmesi
Yeğnik: Hafif
Yiğidin: Ekşi bir bitki
Yerüklü: Hamile
Yunmak: Temizlenmek
Yörenmek: İmrenmek
Yörek: Beşikte, üst örtü

Z

Zabatça: Sabahleyin
Zeğet: Az sonra
Zagoda: Yeşil zeytin
Zıpçık: Taze dallardan yapılan düdük
Zıbartmak: Yere sermek
Zılgıt yemek: Azarlanmak
Zollu: Güz

2.364 Kez İzlendi

Bir Cevap Yazın

Lütfen yorumunuzu onaylayın


Köyümüzün Büyükşehire dahil olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

SONUÇLAR

Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Facebook Twitter Friendfeed Buzz RSS