İMAMIN İNTİKAMI!

        Ahmet Şensoy ( Yakup oğlu ) Delese Mahallesindeki İlkokulda öğretmenlik yaparken Ramazan Ayında mahalle sakinlerinden biri mahalledeki komşularına iftar yemeği verir.Yemekler yenir.Teravih namazı kılmak için camiye gidilir.Mahallede İmam olmadığı için hafızlığa çalışan Ahmet Şensoy’dan cemaate imam olması istenir.Ahmet Şensoy’un arkadaşları sürekli gülmekte el kol hareketleriyle görevini yapmasına mani olmaktadırlar. Arkadaşlarının dalga geçmesine  kızan İmam Ahmet Şensoy bu gruba bir ders vermek ister.Cemaati önce ruküya götürür,ardından secdeye inerler.Ahmet Hoca Cemaat secdedeyken bir de ne yapsın?Cemaati secdede bırakıp camiden çıkar.Cemaat ise imamın “Allah’u Ekber” komutunu beklemektedir.Bir kaç saniye bekleyen cemaat kafasını kaldırınca bir de ne görsün?İmam yok,kaçmış…Cemaat de ayakkabısını giyer imamın peşine düşer…

 

KASEDİM ÇIKTI MI?

1990 yılında İstanbul PEM (Polis Eğitim Merkezinde) okurken hafta sonları çarşı iznine çıkardık o zaman şehirler arası otogar Topkapıdaydı çarşı izninde dolaşırken baktım kalabalık bende ne oluyor diye baktım herkes bir kaset alıp gidiyor en son ben kaldım kasetçi buyur ağabey dedi bende Mustafa GÜRSOY’ un son kasetini alacağım dedim, kasetçi aradı bulamayınca bende yok haftaya getiririm dedi bir hafta sonra gittim ağabey dediğiniz kaset çıkmamış dedi kaset zaten yok ben kendi kasetimi istiyorum.

                                                                                                       MUSTAFA GÜRSOY-1990

 

            ÇORBA BİZDEN OLSUN!

            Köyüm insanı Merhum Bilâl KILIÇ lokantaya yemek yemeye gider.Lokantacıdan “ az çorba” ister.Bilal amca az çorbaya bandıra bandıra bir sele ekmeği yer.Karnı doyan Bilal Amca lokantacıya borcunu sorar.Lokantanın sahibi (Bugün çorba 2 TL) ise Bilal Amcadan 3 TL ister.Bilal amca hesapta yanlışlık olduğunu kendisinin az çorba için 1 TL vermesi gerektiğini söyler.Bunun üzerine lokantacı:Baba az çorba benden olsun.Sen yediğin ekmeğin parasını versen yeter…

                                                                                                       
            ACEMİ NAMAZCILAR    
            Köyde bizim evdeyiz.9-10 yaşlarındayız.Namaz kılmayı yeni yeni öğreniyoruz. bizim ayşe,avni emicemin melya, tokalağan halil amit falan. Ben İmamım amit müezin. Ben namaz hocası kitabın bakiyum 1.rekatı gılıyuk, secdede 2. rekatın nasıl gılınduğuna bakıp devam eduuk....Velhasılı 4 rekatı bitirdük ben duaları okudum... beklemedeyiz... Bekle bekle müezzin allahümme entesselamı..... söölemez.Daraldım artuk, geri dönüp amit şu allahümme entesselamı söölesene artuk deyince amitte YAU SEN SELAM VERMEDİNKİ deyince gülüşmeye başlayıp Namazı tekrar kıldık.(Kitaptan okurken selam kısmını kaçırmışım herhal:)))

                                                                                                         Yahya KARAGÖZ

              O DOKTOR KİM?

              Köyümüzün yaşlı teyzelerinden biri diz ağrısı şikayetiyle doktora gider. Doktora muayene olur ilaçlarını alır köye giderken yolda Hüseyin KILIÇ’ı(Ahmet’in) görür.Durumunu Hüseyin KILIÇ’a anlatınca Hüseyin amca: “Bu ilaçlarla iyi olmazsın sen şu ilacı kullan!”der.Yaşlı teyze bunun üzerine doktorun verdiği ilaçlar yerine Hüseyin amca’nın söylediği ilaçları kullanır.Tabii sonuçta iyi olamaz.Tekrar aynı doktora gider iyi olamadığını söyler.Doktor:”Teyze verdiğim ilaçları kullandın mı?” Teyze:”Kullanmadım doktor bey.Bana Hüseyin KILIÇ dedi ki bu ilaçlardan sana fayda yok sen şu ilaçları kullan.Ben de onun dediği ilaçları kullandım.Doktor:”Teyze ben bu Doktor Hüseyin KILIÇ’ı çıkaramadım.Hangi hastanede çalışıyor.Doktor Bey Oğlum.O bizim köyümüzün insanı,doktor falan değil.Doktor:”Teyze Allah iyiliğini versin.Ben de çok merak ettim şu Hüseyin KILIÇ’ı” der ve güler.