Beşikdüzü yerel inanışlar

Bebek Yürütme: Adından da anlaşılacağı gibi, bebeğin zamanında yürümesi için veya yapılmadığında zamanında yürümeyeceğine inanılan batıl inançlardır. Bu çeşit inançlar, birçok farklı çeşitlerinin olduğunu görüyoruz. Bunları şöyle sıralayabiliriz.

a- Bebek yürütme (ip kesme): Daha çok "Bebek yürütme" olarak bilinen bu inanış zamanında yürüyemeyen bebeklerin, aşağıda anlatacağımız şey yapıldığında yürüyeceğine inanılan bir batıl inançtır. Bu inanış kısmen şöyledir. Vaktinde yürümeyen bebeği, annesi kucağına alarak Cuma günü ve Cuma namazı vaktinde caminin avlusuna getirir. Bebeğin ayaklarını birbirine bağlar ve cemaatin namazdan çıkmasını bekler. Camiden çıkan ilk kişinin kadının elindeki makası alarak ipi kesmesi beklenir. Bebeğin ayaklarına bağlanan bu ipi, camiden çıkan ilk kişi keser ve anne bu ipi kesen kişiyi bilmezse, bebeğin eve geldiğinde yürüyeceğine inanılır.

b- Eşeğin altından geçirme: Yürümesi gecikmiş olan bir bebeğin, eşeğin altından geçirilebildiğin-de yürüyebileceğine inanılır. Bu töreni yapmak için, uğruna inanılan bir kişinin yardımı alınır.

c- Dikenin altından geçirme: Yürümesi gecikmiş bir çocuğun dikenin altından geçirdiğinde yürüyeceğine inanılır. Yine uğruna inanılır bir kişiyle yapılır.

d- Çocuk basımı: Doğum yapılmış eve, 40 gün boyunca ikindiden sonra, odun veya çalı çırpı sokulmaz. Eğer sokulursa çocuğun yürümekte gecikeceğine inanılır.

e- Toprak kesme: Bir bebek doğduğunda, doğan bebeğin köyünden bir parça çimen alınır. Bu çimen eski bir evin kirişinin üzerine konur. 40 gün orada kalır. 40 günde buradan alınıp yere konur. Böyle yapıldığında bebeğin erken yürüyeceğine inanılır.

Kazan Vurumu: Yeni gelinin eve girmesi esnasında kapının eşiğine büyükçe bir kazan konur. Bu kazana ayağıyla üç kez (dört kez) vurduktan sonra eve girer. Bu sırada da gelinin başına şeker ve un serpilir. Eve giren gelinin başını, kayın babası açar ve ön sandalyeye oturur. Böylece bolluk ve bereketin o evden eksik olmayacağına inanılır.

Mart Bozma (Zemheri Bozma)
Halkımızca bilinen kocakarı ayları
1- Galandar (Zemeri) Yeniyılbaşı: Ocak
2-Gücük ayı: Şubat
3- Martayı:Mart
4-Abrul (abul) ayı: Nisan
5- Mayıs ayı: Mayıs
6- Kiraz ayı: Haziran
7- Orak ayı: Temmuz
8- Asus ayı: Ağustos
9- Hacayı (boş ayı): Eylül
10- Daray: Ekim
11- Üzüm ayı: Kasım
12- Garagış ayı: Aralık(Miladi yıl, 584: Rumi yıl, 2000-584:1416)
Eğer, kış aylarında gazandarısı pişiriliyorsa "Galandar" yanı yeni yılın gelişi ile uğur bolluk geleceğine

inanılır. Mart ayının uğur ayı olduğu kabul edilir. Mart sabahı eve ilk giren insan, o evin o yıllık uğuru kabul edilir. Mart bozacak olan kişi eve sabahleyin ilk girendir. Bir tas su alır ve evin her taratma serper. "Martın hayırlı uğurlu olsun der. "Mart bozan kişiye evde mutlaka birşeyler yedirilmeye özen gösterilir. Martı bozulan evin o yıl işleri iyi giderse, martı bozan kişinin hayırlı, uğurlu kişi olduğuna inanılır.

Oyuk: Tarım ürünlerini nazara karşı korumak için yapılan oyuk, tarlanın orta yerine 2-3 m uzunluğunda dikilen sırığa koç boynuzu, kafatası ya da yassı bir taş parçası koymak (takmak) suretiyle yapılır.

Koruk: Bir ağacın sahibi olduğunu belirtmek amacıyla yapılan koruk (koruk), ağacın dalına asılmış bir bez parçasıdır. Bu bez parçası, o ağacın meyvesini sahibinden başka kimsenin koparamayacağını (toplamayacağını) ifade eder.

Galandan: Oldukça soğuk geçen bir aydır. Galandarm 18 ve 20. günleri iyi geçerse yazın erken geleceği, kötü geçerse kışın şiddetli geçeceğine inanılır.

Gücük ayı (Şubat): Galandardan sonra gelen gücük ayı kışın en soğuk aylarından biridir ve fırtınalarla tanınır.

Cemre: Gücük ayının dördünde havaya, onbirinde de suya, 18 de toprağa cemre düşer. Yörede cemreye cemile denilmektedir. Cemre havanın suyun ve toprağın kıştan çıkıp ısınması, hayatın bahara merhaba denmesidir.
Mart ayı: Yörede mart, yılın ilk ayı olarak kabul edilir. Bu sebeple halk yılın ilk ayını küçük çaplı da olsa evinde eğlenceyle kutlar.

Mart dokuzu kurt kazanı: Martın dokuzuncu günü, kurt kızanı günüdür. Kurt, martın dokunuzcu günü kızan etmeğe (çifleşmeye) başlar. Kurtlar arasında bu durum martın on ikinci gününe kadar devam eder.

Sayış günleri: Mart ayında sayış günleri başlar. Martın birinden oni-kisine kadar olan hergün marttan başlamak üzere sırasıyla birer aya karşılık gelmektedir. Bu sayılı olan on iki gün havanın gidişatından yılın on iki ayı havaların nasıl geçeceği hakkında tahminde bulunulur.

Garucuk (kocakarı) soğukları: Martı son üç v'e abulun (nisan) ilk üç günü şiddetli soğuklar hüküm sürer. Yöre halkı su soğuklara garu-cuk soğukları adını vermektedir.

Abul (Nisan) ayı: Ağasar yöresinde havaların yavaş yavaş ısınmaya başladığı ay abul ayıdır. Bu aydan itibaren tarım faaliyetleri başlar, tarlalar bellenir, fidanlar için çukurlar kazılır.

Abul yedisi gavuz uykusu: Abul ayının yedinci günü "gavur uykusu" günüdür. O tarihte gavurların geceden içki içip eğlence düzenledikleri, sarhoş olup olup sabaha karşı sızıp kaldıkları anlatılır. O tarihte erken uyanmayanların gâvurlarla uyumuş olacağına inanılır.

Mayıs ayı: Mayıs ayında her taraf yeşermeye başlar.
Cazılar (cadılar) halk arasıda cazı adı verilen cadılar, mayısın birinci günü istedikleri kılıkta yeryüzüne inerler. Günümzde bile bazı köylü kadınları cazı olduğuna inanırlar. Halk cazılardan korunmak için evlerinin etrafına kuşburnu dikerler. Böylece cazılar gelmek istediklerinde kuşburnu dikenine çarpacak ve her tarafını kanatacaktır.

Kirez (Haziran) ayı: Kirez ayı kirazların olgunlaştığı aydır. Toplanan kirazlar ya taze olarak tüketilir, ya da kışın yenmek üzere turşusu tuzlanması yapılır. Hava sıcaklığının arttığı ay kirez ayıdır. Yöre halkı tamemen yaylaya taşınır. Kiraz ayının 12. si gündönü-mü olduğundan gündüzler kısalmaya başlar.

Orak (Temmuz) ayı: Çayırların biçilme zamanını geldiği sayılır.

Darı (Ekim) ayı: İlki orak ayında biçilen çayırların ikinci kez biçilmesi darı ayında yapılmaktadır.

Garagış (Aralık) ayı: Yöre halkının birbirine misafirliğe gittiği, hikâyelerin anlatıldığı, uzun ve soğuk kış gecelerinin yaşandığı aydır.